İsmet Zeki Eyüboğlu  
Ana Sayfa Hayatı Eserleri Ödülleri Fotoğraflar Basında İletişim

 İSMET ZEKİ EYÜBOĞLU

* Bilgelik Deyince...

12 Kasım 2003 çarşamba günü yitirdiğimiz İsmet Zeki Eyuboğlu 78 yaşındaydı.

Sabahattin Eyuboğlu, Bedri Rahmi Eyuboğlu ve Mualla Eyuboğlu ile amca çocukları olan İsmet Zeki Eyuboğlu, 1938'de Maçka Merkez İlkokulu'nu, 1944'te Yenikapı Ortaokulu'nu, 1948'de Vefa Erkek Lisesi'ni bitirir.

1953'te İstanbul Üniversitesi Felsefe, Tarih ve Klasik Filoloji bölümlerini bitirerek öğrenimini ve "Lucretius'ta Bilgi Kavramı" adlı teziyle yüksek lisansını tamamlar.

1956-1958 yıllarında Özel Gazetecilik Okulunda felsefe ve edebiyat dersleri verir.

Eyuboğlu, 1970'li yıllardan itibaren sürekli olarak "Dünya" ve "Cumhuriyet" gazeteleriyle "Varlık", "Yansıma", "Soyut", Yeni Ufuklar", "İnsan", "Yelken" dergilerinde; edebiyat, felsefe, kültür, dil, halkbilimi, arkeoloji, mitoloji konularında yazılar yazar.

"1995 Hacıbektaş Barış Ödülü" ve "1996 Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü" sahibi Eyuboğlu, çalışkanlığı ve omuzladığı yüklerle tek başına bir üniversite gibidir; onun yaşadığı zaman içindeki yaratıları ülkemizin aydınlanmasına büyük katkılardır.

Aydınlığımızın usanmaz ve yorulmaz taşıyıcısı İsmet Zeki Eyuboğlu için zaman, bilgeleşme anlamını taşır.

1925 Trabzon-Maçka doğumlu İsmet Zeki Eyuboğlu'nun zaman içindeki yolculuğuna baktığımızda gördüğümüz, bilgeleşmedir.

" Destanlar İçinde Fatih " adlı derleme onun 1953'te yayımladığı ilk kitabıdır.

Sonra yirmi yıl boşluk vardır ve bu boşluk, aynı zamanda İsmet Zeki Eyuboğlu'nun dağarcığının dolduğu yıllardır.

1970'lerle birlikte Eyuboğlu'nun bilgeliklerinin yaşamımızı aydınlatmaya başladığı görülür.

* Anadolu Deyince...

Anadolu deyince, Anadolu uygarlığı, Anadolu aydınlığı, Anadolu mitolojisi deyince akla gelen ilk adlardan biridir o.

Anadolu sevdasının ve Anadolu'nun dününe, bugününe bilgece yaklaşımının yapıtlarıyla vardır o.

" Tanrı Yaratan Toprak Anadolu " , Eyuboğlu'nun gözlerini Anadolu'nun gerçeğine ve birikimine yönelttiği ilk çalışmasıdır. Anadolu'nun tarihsel ve kültürel zenginliklerini araştıran bu çalışma ile üzerinde yaşadığımız toprakların görkemli birikimine uzanırız.

Bu çalışmayı tamamlayan " Anadolu Uygarlığı " ile dilinden sanatına, yetiştirdiği ürünlerden icat ettikleri aletlere, işlemeciliğinden türkülerine, masallarından oyunlarına Anadolu'nun dününü öğrenirken; " Anadolu Gerçeği " nde mitolojik dönemlerden başlayarak Anadolu'nun kültürel tarihinde bir geziye çıkıyoruz. Kavimler Kapısı, Uygarlıklar Kavşağı, Uygarlıklar Şelalesi, Tanrı Yaratan Toprak, Ana Tanrıçalar Diyarı, Söylenceler Diyarı gibi adlar takılan Anadolu'nun dünkü tarihinin derinliklerinde sürdürülen bu gezi ile kültür birikimimizin tadına doyum olmaz zenginliğiyle yeniden buluşuyoruz.

" Gülen Anadolu ", gülmeyle, gülmeceyle, gülme ve güldürmece öğeleriyle ilgili bilmeceden şiire, yergiye, alaylı sözcüklere, oyunlara uzanıp Gülen Anadolu denilen Anadolu'nun tarihinden bir geçit yaparken, aynı zamanda toprağımızın gülmece tarihinin güzelliklerini de getirir bugüne.

" Anadolu İnançları ", " Anadolu Mitolojisi ", " Anadolu İlaçları ", " Anadolu Büyüleri ", " Sevgi Büyüleri ", " Cinci Büyüleri/Yıldızname ", Eyuboğlu'nun halk geleneklerini dünden bugüne taşıyan kitaplarıdır. Onun, Anadolu insanını kavramasının temellerini sağladığı bu geleneklere yaklaşımı, inanç ile din sömürüsü ve mistisizm arasındaki ayrımları aktaran bir yöntemledir.

Eyuboğlu, " Karadeniz Türküleri: Maçka Yaylalarından Sesler ", " Türk Şiirinde Tanrıya Kafa Tutanlar " adlı çalışmalarıyla da, içinden geldiği toplumun halk kültürünün edebiyat damarına ışık tutmuştur.

Halk kültürünün, halk bilgisinin, halk değerlerinin, bağnazlığa karşı hoşgörünün kararlı savunucusudur o. Bu nedenle de toprağımızın aydınlık bir yaşama biçimi arayışı olan Alevilik ve Bektaşilik üzerine yüzlerce sayfayı bulan incelemeler ve araştırmalar yapmıştır.

* Laiklik Deyince...

" Alevilik-Sünnilik-İslam Düşüncesi ", " Bütün Yönleriyle Bektaşilik-Alevilik ", " Günümüzde Alevilik ", " Sömürülen Alevilik ", " Alevi-Bektaşi Edebiyatı ", " Gelin Canlar Söyleşelim " gibi çalışmaları, onun halk dağarcığının kaynaklarından özümseyip bize aktardığı güzelliklerin ve zenginliklerin bir kısmıdır yalnızca.

Anadolu insanına, bir güzellik ve zenginlik okyanusunda kulaç atma fırsatı sunan İsmet Zeki Eyuboğlu, çağdaş yaşamın ve Cumhuriyetimizin temeli olan laikliğin yılmaz savunucusudur ve bağnazlığın karşısındaki yerini büyük bir cesaretle alır.

Bilimle duyarlılığın, gerçekle aklın bir araya gelip süzülmüştür onda. Derinliği olan çalışmalarıyla yaşamımızın önemli bir gerçeğine ışık tutan bir bilim adamıdır o.

Alevilik üzerinde oyunların oynandığı, Aleviliğin kültür ve inanç boyutundan çıkarılarak aydınlığa karşı, gerici örgütlenmenin bir parçasına dönüştürme politikalarının izlendiği günümüzde, Alevi-Bektaşi aydınlarının kendilerini tanımlamaları için önemli kaynaklardır bu yapıtlar.

Siyasal İslam'ın ülkemizi karanlıklara taşımak istemesine karşı duyarlı bir tavrıyla dinin gerçeklerine ve ülkemizdeki köktendinci akımlara yönelik çalışmalarıyla bilgiden gerçeğe ulaşma yolunda kültür dünyamıza ışıklar sunan bir aydınlıkçıdır Eyuboğlu.

" Günün Işığında Tasavvuf Tarikatlar ve Mezhepler Tarihi ", " İslam'ın Çöküşü ", " Şeytan Ayetleri Söylencesi ", " İrticanın Ayak Sesleri ", " İslam Dininden Ayrılan Cereyanlar: Nakşibendîlik ", " Karanlığın Ayak Sesleri: Kadirilik ", " İslam'da Bölünmeler Çelişmeler/Refah'ın Tırmanışı ", " Toplum Sarsıntıları " gibi yapıtlar, onun din ve din sömürüsüyle ilgili uyarılarıdır.

Onun bu uyarıları, Cumhuriyet'in ilk yıllarından beri çalışmalarını sürdüren ve özellikle 1940'lı yılların ortalarından itibaren siyasal iktidarların destekleri ve izledikleri politikalarla güçlendirilip aydınlığın karşısına bela kesilen irticai akımların öğrenilmesinde önemli birer hazinedir.

Çocukluğundan beri çok yakından ve çok derinlemesine bildiği tarikatların siyasetle ve ticaretle ilişkilerini, yaşamı egemenliklerine almak için yaptıkları çalışmaları, tarihsellikleriyle gözler önüne serer. Bu çalışmalarıyla dünü; günümüzdeki ilişkileri ve gerçekler ışığında siyasal İslam'a yönelerek bugünümüzü de aydınlatan bir laiklik savunucusudur; bilgiyi bilince çıkarmanın ustası olan bir çağdaşlık ve laiklik savunucusu.

* Atatürk Deyince...

Onun, toprağımızın aydınlanma ve çağdaşlaşma savaşımının büyük öncülerinden Mustafa Kemal Atatürk'e karşı sevgisi ve saygısı yapmacık değildir. Çağdaşlaşma kavgasının diliyle, felsefesiyle, kültürüyle, sanatıyla, edebiyatıyla, halk bilimiyle bir bütün olduğunu kavrayan ve yaşamında bunu gerçekleştiren Mustafa Kemal'i, düşünceleriyle ve ilkeleriyle geleceğe taşıma sorumluluğunun bilincindedir.

" Atatürk Anadolu'dur ", " Düşünceleriyle Yaşayan Atatürk ", " Kendi Sözleriyle Atatürk İlkeleri ", " Atatürk'ten Özdeyişler " gibi kitaplarıyla Anadolu aydınlanmasının büyük önderi Mustafa Kemal Atatürk'ü selamlar, onun düşüncelerini anlatır.

* Dil Deyince...

Alanında ilk ve tek çalışma olan " Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü " adlı yapıtıyla bir dil ustası olduğunu da kanıtlar Eyuboğlu. Dilin ne olup olmadığını; dinin toplum yaşamındaki yerini ve din sömürüsünü, dille düşünce arasındaki ilişkiyi, sesin söze dönüşmesi olan dil gerçeğini o araştırır. Kurumların yapması gereken işi büyük bir sabırla ve incelikle gerçekleştirip sunan Eyuboğlu, bu sözlüğüyle, düşüncenin anası olan dilin bir toplum üzerindeki etkisini bir kez daha anımsatır.

" Dilin Kemiği " ve " Dilin Kapısı " ile dilimizin dünden gelen ve bugün de süren sorunlarını irdeler. Dile ve Türkçeye saygıya çağırır herkesi. Devletin ve edebiyatçıların dil konusundaki yanlışlarını ve duyarsızlıklarını eleştirir.

" Türkçe Kökler Sözlüğü " ile bir dil uzmanı olarak dilimizin derinliklerine yönelen, zenginliğine zenginlik katmaya çalışan yine Eyuboğlu'dur.

* Aydınlık Ustaları Deyince...

Aydınlık ustalarının biyografilerini o sunar toplumumuza. Aydınlanma ve Hümanizma savaşımımıza kattığı kitapların sayısını kendisi bile bilmez neredeyse. Halk kültürü damarımızdaki yaşamöyküsel çalışmalarıyla katkılar sunar tarihimize.

" Şeyh Bedrettin ve Varidat ", " Hacı Bektaş Veli ", " Mevlana Celalettin " , " Pir Sultan Abdal ", " Yunus Emre ", " Abdal Musa ", " Hatayi/Şah İsmail ", " Kaygusuz Abdal " ve " Âşık Sadık/Kara Hüseyin " adlı yaşamöyküsü çalışmalarıyla bakış açımızı genişletirken halk değerlerimize selamlar yollar.

* Felsefe Deyince...

Bilgelik ve felsefe deyince, o gelir akla.

" Felsefe Yazıları ", " Felsefe Açısından 12 Eylül: Boşluğun Egemenliği ", " İnsanın Boyutları ", " Uygarlığın Işıldakları ", " Ortaçağ Felsefesi ", " Bilgelerin Dilinden " gibi çalışmalarıyla felsefenin yaşamdaki önemini aktararak genç kuşakların birikimlerini çoğaltmayı amaçlayan bir ustalığın habercisi olmuştur. Bu çalışmalarında, felsefenin yaşamdaki yerine ve önemine vurgular yaparak, ülkemizdeki felsefesizliğin yarattığı kargaşayı irdeler. Felsefeyi yaşamın somutluğu içinde tartışarak özgürlüğün ve çağdaşlığın felsefeyle yakalanabileceği gerçeğini aktarır.

* Aydınlık Arayışı ve Deneme Deyince...

Onsuz bir çağdaşlık tarihini çıkaramayız ülkemizin. Onun aydınlanma denemelerinde yaşam biçimimizin çağdaşlaşması arayışları vardır.

" Atatürk Devrimleri Işığında Laiklik ", " Geçmişin Yaşama Gücü ", " Uygarlığın Çıkmazları ", " Tarihin İlkeleri ", " Çağımızın Çevrintileri ", " Yoksul Özdeyişleri/Eğlence Sözlüğü " gibi çalışmaları, ülkemizin yakın tarihinde yaşananlara yönelmiş bir bilge bakışının izleridir. Bu izlerde aydın duyarlılığının, aydın sorumluluğunun somut örnekleri görülür.

* Edebiyat Deyince...

İsmet Zeki Eyuboğlu, edebiyatsız bir toplumun olamayacağı düşüncesindedir ve halk edebiyatı çalışmalarının yanına " Divan Şiirinde Sapık Sevgi ", " Divan Şiiri " (iki cilt) gibi çalışmalarını da katar.

Şiirlerinin yer aldığı " Taşoluğun Başında " ve " Kara Zıpkalı Uşaklar Destanı " yla görürüz ki, o, şiirin yaşamdaki önemini bilen bir bilgedir.

* Çevirinin Aydınlığı Deyince...

Kültürümüze bugüne kadar 70 kitap armağan eder. Aralarında Goethe'nin " Faust " u, Konfüçyus'un " Konuşmalar " ı, " Hazreti Ali'nin Şiirleri ", " Zerdüşt'ün Şiirleri ", Kant'ın " Pratik Usun Eleştirisi " , Nietzsche'nin " Tragedyanın Doğuşu " " Tarih Üstüne " ve " Gezgin ile Gölgesi ", Pascal'ın " Düşünceler " , Lucretius'un " Varlığın Yapısı ", Ovidius'un " Sevişme Yolu " ve " Dönüşümler ", Mevlana'nın " Dörtlükler " gibi 25 yapıtı çeşitli dillerden çevirerek dilimize aktarır.

Ölümünden önce kendisinden aldığım listeye göre, basılmayı bekleyen ve aralarında " Anadolu Aydınlığı ", " Türk Toplumunda Tarikat Etkinlikleri ", " Osmanlıdan Cumhuriyete Türk Kadını ", " Türk Dili Üstüne Araştırmalar " gibi çalışmaların olduğu 20'yi geçen kitabını eklediğimizde 100'den fazla yapıta imzasını atan Eyuboğlu'nun, aynı zamanda çalışkanlığıyla da kültürümüzün temel taşlarından biri olduğunu kanıtlamaktadır.

* Anılarla Yaşamın Toplumsallaşması Deyince...

İsmet Zeki Eyuboğlu'nun, anılarından oluşan, " Anılar " ve " Öğrenciler " adlı kitapları; halk bilgeliğiyle, zenginliğiyle yaşayan bir usta felsefecinin, aydınlanan ve aydınlatan bir öğretmenin, çok yönlü ve bilge bir yazarın, gücünü toprağından, toprağının insanlarından, toplumsal birikiminden alan bir aydının kendi yaşamından süzdüğü güzellikleri ve yaşam dersini bize aktaran kitaplardır.

" Anılar " adlı kitabının Giriş'inde, "Anı kişinin kimliğidir, yaşadığı ortamı belirleyen temel çizgilerdir. İnsanı anlamak isteyen onun anılarını öğrense yeter. Oysa çokları, anıları gelişigüzel olaylar, olmasa da olurdu türünden olgular sanır. Doğru değil bu. Anılar kişinin yaşamına anlam-anlamsızlık kazandırır." diyen Eyuboğlu; anı çeşitleri üzerine düşüncelerini aktardıktan sonra Eyuboğlu sülalesinin geçmişiyle ilgili öğrendiklerini aktararak başlıyor anılarını yazmaya.

Maçka'daki çocukluğuyla ilgili aklında kalanlarla başlayarak 1933'te ilkokula kaydoluşunu, İstanbul'da Kabataş, Vefa, Fatih semtlerindeki ortaokul günlerini, Nakşibendî tarikatına girişini, tekkenin polisçe basılmasını anlatıyor çocuk gözlemleriyle. Anlamsız bir sağcıdır ve dönemin "Türkçü" gençleri arasındadır o. Lise yıllarında ise "açığa vuran bir değişiklik görülmeye" başlar Eyuboğlu'nda. Yol ayrımındadır; 1945 sonuna kadar tekkede altı yılını bitirmiş, gerici-Turancı dergilerde yazı ve şiir yayınlamış, "Tan" gazetesini basanların arasında yer almış ama okuduğu felsefe kitapları onu doğudan ve geleneklerden koparıp batıya çağdaşlığa bağlamaya başlayınca, bu yolun "yanlış bir yol olduğunu" anlamıştır artık. Yanlış yoldan kurtulan Eyuboğlu, yaşamıyla özdeşleşen bir kişisel tarih sunuyor anılarının bundan sonrasında.

Onun, 1945'lerden 1990'ların sonuna kadar yaşadıkları, aydın olma, aydınlatma, öğrenme, öğretme çabası ve bu çabanın sonuncunda ortaya çıkan yapıtları bir bilge yaşamın güzelliğiyle ve derinliğiyle kucaklaştırıyor okuyanı.

Anılarının ikinci cildi olan " Öğrenciler " de ise, Eyuboğlu öğrencilik, askerlik, öğretmenlik dönemlerinden kesitler aktarırken özellikle Adnan Menderes döneminde yaşananlara tanıklık yapıyor. Eyuboğlu'nun, ülkemizin daha sonraki yıllarını belirleyen bu yıllarla ilgili tanıklığı, toplumsal, siyasal bir tarih sunuyor okuyucuya.

Kitaba girişinde, Demokrat Parti'nin kuruluşuyla birlikte ülkemizde "önüne geçilmez bir ABD yandaşlığının başladığı"nı, "Kurtuluş Savaşı'yla kazanılanların çoğunun elden gittiği"ni, ülkemizin "anlamsız, gereksiz, tutarsız bir komünizm korkusuyla nerdeyse bağımsızlığını yitirir biçimde ABD denetimi altına sokulduğunu" söyler Eyuboğlu. ABD'nin koruyuculuğu ve gizli yardımlarıyla Komünizmle Mücadele Derneklerinin kurulduğunu, DP yönetimine karşı çıkan tüm aydınların komünistlikle suçlandığını, besleme basın yaratıldığını, "Vatan Cephesi"nin kurularak halkın bölündüğünü anlatır. Köy Enstitülerinin ve Halkevlerinin kapatıldığını, ülkenin "şeyhler, müritler, dervişler ülkesi"ne dönüştürüldüğünü, ırkçılığın beslendiğini, Osmanlı padişahlarının övüldüğünü aktarır. Üniversitelere, Türk Dil Kurumu'na, Türk Tarih Kurumu'na baskıların başladığını ve bugünlerin temellerinin o zamanlardan nasıl atıldığını söyler.

DP'nin yetiştirdiği tipik gençliğin bir örneği olan ve "Paranın açamayacağı kapı yoktur." düşüncesiyle yaşayanların ülkemizi bugünlere nasıl getirdiğini Eyuboğlu'nun yaşamından ve gözlemlerinden süzülenlerle okuyoruz.

* Ve Tüm Bu Güzelliklere Karşın Medyanın Tavrı Deyince...

Türkiye Felsefe Kurumu, Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği, Eyuboğlu Kültür ve Sanat Vakfı, Vefa Lisesini Bitirenler Derneği gibi kuruluşların üyesi olan İsmet Zeki Eyuboğlu'nun ölümünün medyada yer almaması ise, ülkemizin sürüklenmekte olduğu karanlık bataklığının boyutunun yeni bir kanıtı olmuştur.

İsmet Zeki Eyuboğlu aydınlığına saygıyla...

Not : Vedat Günyol, "İsmet Zeki'nin ölümüne kahrolduğunu, ama medyaya da öfkelendiğini" söyledi üzünçle. Mehmet Başaran'ın duyarlılığı da aynıydı, öfkeliydi. Bir de Şükran Kurdakul'un hastalığının ilerlemesi, onların kahrını, üzüncünü ve öfkesini çoğaltıyordu.

İSMET ZEKİ EYUBOĞLU'NUN YAYIMLANMIŞ KİTAPLARI (Abecesel olarak):

Abdal Musa: Bir Ermişin Işıldağıyla Aranan Gerçek (Geçit Kitabevi, 1991),

Alevi-Bektaşi Edebiyatı (Der Yayınları, 1991),

Alevilik Sünnilik İslam Düşüncesi (Der Yayınları, 1973, 1979, 1989, 1998),

Anadolu Büyüleri (1978, Der Yayınları, 1987),

Anadolu Gerçeği (Pencere Yayınları, 2000),

Anadolu Halk İlaçları (1977, Anadolu İlaçları adıyla Toplumsal Dönüşüm Yayınları, 1998),

Anadolu İnançları (1974, 1977, 1987, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, 1998),

Anadolu Kuvvet Macunları (Seçme Kitaplar Yayınevi, 1976),

Anadolu Mitolojisi (1987, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, 1998),

Anadolu Uygarlığı (1981,1991, Der Yayınları, 1997),

Anılar (Pencere Yayınları, 1999),

Âşık Sadık/Kara Hüseyin (Sakıp Özbek'le) Pencere Yayınları, 1997),

Aşk Duaları/Cinler/Cinciler (Seçme Kitaplar, 1977),

Atatürk Devrimleri Işığında Laiklik (Say Yayınları, 1994),

Atatürk'ten Özdeyişler (1981),

Baki (Kitaş Yayınları, 1972),

Bektaşilik: Bütün Yönleriyle Bektaşilik-Alevilik (Yelken Matbaası, 1980, Der Yayınları, 1997),

Bilgelerin Dilinden (Pencere Yayınları, 2000),

Bütün Yönleriyle Hacı Bektaş Veli (Özgür Yayınları, 1989),

Bütün Yönleriyle Kaygusuz Abdal (Özgür Yayınları, 1992),

Bütün Yönleriyle Mevlana Celalaeddin (Özgür Yayınları, 1988),

Bütün Yönleriyle Tasavvuf Tarikatlar Mezhepler Tarihi (İstanbul Kitabevi, 1990, Der Yayınları, 1996),

Cinci Büyüleri/Yıldızname (1976, Der Yayınları, 1996),

Çağımızın Çevrintileri (Pencere Yayınları, 2000),

Destanlar İçinde Fatih (İ.Ü. Öğrenci Birliği Yayınları, 1953),

Dilin Kapısı (Pencere Yayınları, 2000),

Dilin Kemiği (Pencere Yayınları, 2000),

Divan Şiiri I, II, (Say Yayınları, 1994),

Divan Şiirinde Sapık Sevgi (1958, Broy Yayınevi, 1991),

Düşünceleriyle Yaşayan Atatürk (Say Yayınları, 1998),

Felsefe Açısından 12 Eylül (Pencere Yayınları, 1997),

Felsefe Yazıları (Pencere Yayınları, 2000),

Geçmişin Yaşama Gücü (Adam Yayıncılık, 1982),

Gelin Canlar Söyleşelim (Pencere Yayınları, 2000),

Gülen Anadolu (1977, Pencere Yayınları, 1998),

Günümüzde Alevilik: Sorunları İlkeleri Gelişimi (Nefes Yayınları, 1995, Pencere Yayınları, 1997, 2000),

Hatayi: Şah İsmail (Geçit Kitabevi 1991, Özgür Yayınları, 1992),

İnsanın Boyutları (Payel Yayınları, 1979),

İrticanın Ayak Sesleri (Cumhuriyet Kitapları, 1998),

İslam'da Bölünmeler, Çelişmeler (Pencere Yayınları, 1996),

"İslam Dininden Ayrılan Cereyanlar: Nakşibendilik" (Cumhuriyet Kitapları, 1998),

İslam'ın Çöküşü (Nefes Yayınları 1994, Pencere Yayınları, 1997),

"Karanlığın Ayak Sesleri: Kadirilik" (Cumhuriyet Kitapları, 1998),

Kara Zıpkalı Uşaklar Destanı (Pencere Yayınları, 1999),

Karadeniz Aşk Türküleri (1976 ),

Karadeniz Türküleri: Maçka Yaylalarından Sesler (Anadolu Sanat Yayınları, 1995),

Kendi Sözleriyle Atatürk İlkeleri (Uygarlık Yayınları, 1981),

Nietzsche (1972, Eylem Ödevi adıyla Broy Yayınları, 1991),

Ortaçağ Felsefesi (Pencere Yayınları, 2000),

Öğrenciler (Pencere Yayınları, 2000),

Pir Sultan Abdal (Özgür Yayınları, 1991),

Sevgi Büyüleri/Cinsel Büyüler (1975, 1976, Der Yayınları, 1995),

Sömürülen Alevilik (Özgür Yayınları, 1991),

Şeyh Bedreddin ve Varidat (1980, Der Yayınları, 1995),

Şeytan Ayetleri Söylencesi/Zerdüşt'ün Şiirleri, (Kaynak Yayınları, 1989),

Tanrı Yaratan Toprak Anadolu (Sinan Yayınları, 1973, Der Yayınları 1995),

Tarihin İlkeleri (Say Yayınları, 1991),

Taşoluğun Başında (Pencere Yayınları, 1998),

Toplum Sarsıntıları (Pencere Yayınları, 2000),

Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü (Sosyal Yayınları, 1988, 1998),

Türk Şiirinde Tanrıya Kafa Tutanlar (Okat Yayınları, 1968, Kaynak Yayınları, 1991),

Türkçe Konuşturan Sözlük (1970),

Türkçe Kökler Sözlüğü (Remzi Kitabevi, 1989),

Uygarlığın Çıkmazları (Uygarlık Yayınları, 1990, Pencere Yayınları, 1999),

Uygarlığın Işıldakları (Pencere Yayınları, 2000),

Yoksul Özdeyişleri (Pencere Yayınları, 2000),

Yunus Emre (Özgür Yayınları, 1991).

 

İsmet Zeki Eyuboğlu'nun çevirileri ( yazar adı abecesel olarak ):

Atatürk, Nutuk;

Goethe, Faust (Sosyal Yayınlar);

Halife Ali, Hazreti Ali'nin Şiirleri (Pencere Yayınları, 1998);

Hölderlin, Empedoklus;

İmreülkays, Yedi Askı/Arap Şiirinin İlk Parlak Dönemi (Adam Yayıncılık, 1995);

J. C. Cooper, Erdemin Işığı Taoculuk (1994, 3. basım Say Yayınları, 1997);

K. Jaspers, Felsefe Nedir? (Say Yayınları, 1986);

Kant, Pratik Usun Eleştirisi (1986, 5. basım Say Yayınları, 1999);

Konfüçyus, Konuşmalar (Yeniden yayına hazırlayıp çevirme, Landsberger're Ramazanoğlu);

H. G. Konsallik, Kazak Kızı Nyuşa (Don'da Aşk, Kervan Yayınları, 1974);

Lucretius, Varlığın Yapısı; Mevlana, Dörtlükler (Özgür Yayınları, 1988),

Nietzsche, Tragedyanın Doğuşu (1965, 5. basım, Say Yayınları, 1991), Gezgin İle Gölgesi (1966, 4. basım Broy Yayınevi 1998), Tarih Üstüne (Oluş Yayınları, 1966), Seçmeler (Milliyet Yayınları, 1973);

Ovidius, Sevişme Yolu (1965, Aşk Sanatı adıyla BFS Yayınları, 1987), Dönüşümler (Payel Yayınları, 1994);

Pascal, Düşünceler (1966, Say Yayınları, 1996);

Vergilius, Aeneaas (Payel Yayınları, 1995),

Sığırtmaç Türküleri (Çan Yayınları, 1962);

Wolfram Eberhard, Çin Denemeleri (Say Yayınları, 1996);

Zerdüşt'ün Şiirleri (Uygarlık Yayınları, 1980).

 

İsmet Zeki Eyuboğlu'nun yayımlanacak kitapları (abecesel olarak):

Aktörenin İlkeleri,

Anadolu Aydınlığı,

Anadolu Şiirinde İlkçağ Kavramları,

Anadolu'da Gözdeğmesi,

Atatürk Anadolu'dur,

Aurora Pontika,

Dilden Tele,

Düşünmenin Odakları,

Günle Gelen,

Güzelduyu Üstüne,

Hacı Bektaş Veli (oyun),

Kitap Aydınlığı,

Lucretius,

Maçka'nın Tarihçesi,

Mektuplar,

Oflu Hoca ile Maçkalı Kemençeci,

Osmanlıdan Cumhuriyete Türk Kadını,

Sürüden Kalanlar,

Türk Dili Üstüne Araştırmalar,

Türk Toplumunda Tarikat Etkinlikleri,

Türküler,

Tüze Üstüne Düşünceler,

Uyanış.

ÖNER YAĞCI